Paul Cezanne

1861 yılında resim sanatını öğrenmek için Paris'e, çocukluk arkadaşı Emile Zola'nın yanına gitti. İsvicre Akademisi'nde ve Louvre'da çalıştı. Renoir, Pissarro, Sisley, Guillaumin gibi sanatçılarla tanıştı. Delacroix, Courbet, Manet'ye karşi hayranlık duydu. Güzel Sanatlar Akademisi'nin giriş sınavlarında basarili olamayınca Aix'e geri döndü. Bütün zamanını resme ayırdı ve Salon'a gönderdiği bütün tabloların geri çevrilmesine karsın resim çalışmalarını sürdürdü. Eski İtalyan ustalarının yapıtlarını kopya ederek, portreler, natürmortlar ve bazen de manzara resimleri yaptı. Bu dönemde yaptığı çalışmalar arasında Ressamın Babası, Zenci Scipio (1865, Sao Paulo Müzesi), Louis-Auguste Cezanne'in l'Evenement'i Okurken Portresi (1866), Pamuk Takkeli Adam (1865-67), Ressam Achille Emperaire'in Portresi (1866), Zola'yi Okuyan Paul Alexis (1869), Hasir Sapkali Boyer'in Portresi (1869-70) ve Magdalen ya da Elem (1866-68) adli resimleri, Siyah Mermer Saat (1869-70, özel kol., Amerika) ve Teneke Çaydanlıklı Natürmort (1869-70) adli natürmortları ve Estaque'da Eriyen Karlar (1870) ve Sarap Pazari (1872) adli manzaraları sayılabilir. Bu eserlerde kalın renk katları ve siyah gölgeler dikkati çeker. Siyah, kahverengi, gri ve Prusya mavisinin ağır bastığı koyu ve kasvetli renklere ek olarak alışılmadık bir beyaz renk kullandığı görülür.

Cezanne'in Empresyonistlerle ve özellikle İsviçre Akademisi'nde tanıştığı Pissarro ile olan dostluğu onun donuk renkleri birakarak Empresyonistlerin parlak, açık tonlu renklerini kullanmasını sağlamıştır. Kalın renk katmanları tekniğinden vazgeçip hafif fırça vuruşlarıyla noktalama yöntemine yönelmiş, pıhtılaşmış gibi görünen yüzeyler kullanmıştır. 1872-82 yılları arasındaki bu dönem Cezanne'in Empresyonist dönemidir. Modern Bir Olympia (1873), Asilmis Adamin Evi (1873, Louvre Müzesi, Paris), Yidiz çiçekleri (1875), Kırmızı Koltuklu Madame Cezanne (1877, özel kol., Amerika), Victor Chocquet'nin Portresi (1876-77), L'Estaque (1878-79, Louvre), Pontoise'da Cote du Jalais (1879-82), Kavaklar (1879-82) ve Maincy Köprüsü (1879, Louvre) gibi birçok ünlü eseri bu döneme aittir.

Cezanne'in izlenimciliğin kurallarından ayrılan sanatı hızla, daha yalın ama daha çok işlenmiş ve yapıya daha çok önem veren bir tutuma doğru gelişti. Tarzını düş gücünden ve gözlemlerinden kaynaklanan ögelerle zenginleştirdi. Desen güçlülüğü ile renklerin anlatım duyarlılığını birleştirdi. Klasik perspektif kurallarına pek uymayan Cezanne'in tutumu sonradan büyük ölçüde etkilediği Kübistlere öncü oldu.

Bu arada 1886 yılında Emile Zola ile araları açıldı. Hortense Fiquet ile evlendi. Karısının Portreleri, Mavi Vazo ve Sepetli Natürmort (Louvre), Kırmızı Yelekli Çocuk (18900-95), Cezveli Kadın (1890-95, Louvre) ve Kağıt Oynayanlar (1890 yıllarında çeşitli versiyonları), Gustave Geffroy'un Portresi (1895) ve Bir Soytarı adlı tablolarıyla sanatı dengeye ve yetkinliğe ulaştı.

Çalışmalarında derinliği kaldıran sanatçi katlama bir perspektif uyguladı. Peppermint Lisesi, Elmalar ve Portakallar (1895-1900, Louvre) gibi natürmortları bu yönelişi vurgulayan başlıca yapıtlardır.

Sanatçının son on yıllık dönemi lirik dönemi olarak bilinir. Bu dönemde belli bir lirizme ve daha özgür fırça vuruşlarına yönelerek gösterişli ve cüretkar yapıtlar verdi. Ayni zamanda daha hızlı bir yöntem olan sulu boya tekniğini de kullanıyordu. Eserlerinde henüz başlamakta olan kübizme özgü kesin akılcı yaklaşımın belirtileri seçilir. Ayni zamanda renkleri ve biçimleri lirik bir anlayışla kullanan Fovist akimin özellikleri de göze çarpar. Sainte-Victoire Dagi, Annecy Gölü (1896), Bibemus'daki Kayalar ve Dallar (1904) ve Kara Sato (1904-06) adli tabloları bu tarz çalışmalardır. Yaşamının son yıllarında gerçekleştirdiği Les Grandes Baigneuses-Yıkanan Kadınlar (1902-06) adli tablosuyla Cezanne'in sanatı doruk noktasına ulaştı. Bu tablo, ritmik kompozisyonu, kesin hatlarla üst üste konulmuş düzlemleri ve resmin bütününün taşıdığı uyumla görkemli bir eserdir ve Picasso'nun hemen hemen ayni zamanlarda yaptığı Avignon'lu Genç Kızlar adli tablosunu anımsatır.

Cezanne'in yapıtları, özellikle 1907'de Paris'te açılan Salon d'Automne'dan sonra XX. yy. resminin en önemli kaynakları arasında sayıldı. Cezanne, sonradan modern resmin doğmasına yol acacak olan fovlar, kübistler ve soyut sanatçılar gibi yeni kuşağı büyük ölçüde etkiledi.

hayalperest.co logo