İbrahim Çallı

Ilk resim derslerini, askeri okula girmek icin geldigi ve cesitli isler yapmak zorunda kaldigi Istanbul'da resim dersleri veren bir ögretmenden aldi.Daha sonra Kapalicarsi'da calisan ressam Ruben Efendi'den resim ögrendi.1906 yilinda Seker Ahmet Pasa'nin oglu Izzettin Bey'in araciligiyla Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girdi.Alti yillik okulu üc yilda bitirdi.

1910 yilinda Maarif Nezareti'nin actigi 'Avrupa'ya tahsile gönderilecek ögrenciler' yarismasinda 'Ciplak Adam' ve 'Hareket Ordusunun Muhafiz Alayindan Maksut Cavus' adli tablolariyla birinci oldu.Ayni yil Hikmet Onat ve Ruhi Arel'le birlikte Paris'e resim ögrenimine gönderildi.Paris'te gecirdigi egitim ve ögrenim yillari Calli ve sanati icin önemli gelisimlerin yasandigi bir döneme isaret eder.Bu önemli bir atilimdir.Dogustan varolan yetenegi ögretim olanaklariyla birlesince sanatina ve dolayisiyla Türk resim sanatina önemli bir atilim kazandirmis olur.

Ibrahim Calli, Namik Ismail, Hikmet Onat, Nazmi Ziya Güran ve Avni Lifij'le birlikte Paris'te Ecole Nationale des Art Decoratifs'de Fernand Cormon'un atölyesinde 4 yil resim calisti.Ancak Cormon o yillarda Empresyonist ve Kübist denemelere siddetle karsi cikiyordu ve modern egilimleri bir soysuzlasma,resim sanatinin bir yozlasmasi olarak nitelendiren tutuculara katilmisti. Calli ve kusagina bagli diger arkadaslari Avrupa'da ögrencilikleri sirasinda bu tutucu ustalardan ders almalarina karsin etkilerinde kalmamislar aksine Empresyonizme yakin özgür görüs ve teknigi benimsemislerdir.

1914 yilinda Birinci Dünya Savasi cikinca süresini doldurmadan yurda döndü.Sanayi-i Nefise Mektebi'nde Vallaury'nin yardimciligina getirildi.Gene ayni yil Resim Bölümü Yagliboya Atölyesi ögretmeni olarak resmen göreve basladi.Galatasaray Yurdu ve Lisesi'nde düzenleme, figür ve portreler yapti. Ada camlari arasinda gezinen hanimlar,balolar,kadin portreleri ve Türk resminde ilk görünen ciplaklarinda (nü) Calli, lirik bir fircanin sahibiydi.Bu döneme ait eserlerinde dengeli bir kompozisyon kaygisi sezilir. Siyah ve kahverengiden arindirilmis renklere ve özgür bir firca isciligine sahip oldugu görülür.

1917'de Enver Pasa'nin istegiyle savas resimleri yapmak icin Sisli'de bir atölyede calisti.1923'den sonra manzara ve natürmortlarin yanisira Atatürk devrimlerini ve özellikle Kurtulus Savasi'ni konu alan resimler yapti. Bu döneme ait, Mimar Sinan Universitesi resim ve heykel müzesinde bulunan Istiklal Savasi'nda Zeybekler (1923), Atatürk Portresi (1935), Süvariler (1936), Hatay'in Anavatana Hasreti (1938) gibi baslica eserlerinde daha geleneksel bir yaklasim benimsedi. Türk Topcularinin Mevzie Girisi (1917, Mimar Sinan Universitesi Resim ve Heykel Müzesi) adli yapiti da Türk resminin ilk büyük boyutlu kompozisyonlari arasinda yer alir.

En ilginc yapitlari Beyaz Rus akiniyla Istanbul'a gelip bir süre kalan ressam Alexis Gritchenko'nun etkisiyle 1927 yilinda yaptigi 'Mevleviler' dizisi oldu. Bu dizide o güne kadar uyguladigi yari empresyonist teknigi birakmis, rus ressamin grafige yakin, sematik desenini, bu deseni örten az karisimli renklerini benimsemisti. Burada ayrintilari iyice ayikladigi,iki boyutlu bir mekan derinliginde düz ve ince sürülmüs renklerin uyumunu aradigi görülür.

Calismalarinda bicimler ve planlar cizgilerle degil, sicak ve soguk renklerle ve renklerin ifade ettikleri isik-günes oyunlariyla tasvir edilir. Batili Empresyonistlerde beliren plan ve tablo düzeni Calli'da daha yumusak daha belirsiz görülür.Calli hazirliksiz, eskiz ve taslaksiz, deseni firca ucuyla cizmekle yetinirdi. Bu aceleci calisma türü Salah Cimcoz Portresi, Resit Safvet Portresi, Camlikta Kadinlar, Lütfiye Izzet Portresi gibi yapitlarda basariya ulasmistir. Fakat cok figürlü kompozisyonlarda ayni etki görülmez.

Ibrahim Calli, 1947 yilinda emekli oluncaya kadar Istanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde adina acilan atölyede resim ögretti. Seref Akdik, Refik Epikman, Elif Naci, Ali Celebi, Zeki Kocamemi, Mahmut Cuda, Muhittin Sebati gibi bircok ünlü ressamin yetismesinde etkili oldu.Onu önderliginde 1950 yilinda 'Ressamlar Dernegi' kuruldu. Bugün 400'e yakin üyesi bulunan dernegin adi 1956'da 'Türkiye Ressamlar Cemiyeti' olarak degistirildi.

Sanatci, düzenli olarak Galatasaray sergilerine, aralikli olarak da Devlet resim ve heykel sergilerine katildi. Baslica eserleri arasinda Defli Kadin (73x100 cm.,Istanbul Resim ve Heykel Müzesi), Zeybekler (153x183 cm.,Ankara Resim ve Heykel Müzesi), Arzuhalci (50x60 cm.,özel koleksiyon), Mevleviler (60x74 cm.,özel koleksiyon), Bogazici'nden Peyzaj (33x45 cm), Balikci (35x23 cm), Gül Koklayan Kadin (50x72 cm) ve Bir Balo Gecesi (75x80 cm.,özel koleksiyon) adli tablolari sayilabilir. Son yillarinda ise en taninmis yapitlari arasinda yer alan Manolyalar (74x100 cm.,Istanbul Resim ve Heykel Müzesi) gibi natürmortlar yapti.

1947 yilinda anlasamadigi ögretim kadrosuna Akademi'yi ve atölyesini birakarak 65 yasinda emekli oldu. Essiz fircasi ile sayisiz eserler vermis, yüzlerce ögrenci yetistirmis bu degerli üstada Akademi'den ayrilisi nedeni ile gorkemli bir tören yapildi.

Ibrahim Calli, Türk resminde '1914 Kusagi', 'Türk Izlenimcileri' ya da digerlerine göre daha yaygin ünü nedeniyle 'Calli Kusagi' olarak bilinen ressamlarin en özgün temsilcilerinden sayilir. Kusaginin sanatcilari arasinda öncü sayilmis, üne kavusmus, cekiciligi, esprileri, akademi hocaligina paralel yürütebildigi bohem yasantisiyla cevresinin sevgi ve yakin ilgisini cekmis bir ressamdi. Kendine özgü bir boyut icinde yorumladigi izlenimci kökenli tarza, sanat yasaminin sonuna kadar bagli kaldi. Gercek izlenimciligin dönüstürülmüs bir bicimi üzerine kurulan bu anlayis 'akademik' olarak da nitelenir.

Calli, tüm yikici elestirilere ve donemin dar göruslu sanat ortamina karsin 1960'lara kadar uzanan yasam cizgisi icinde, sanat tutkusunu yüreginde isitip büyüten ve cevresine sicak isiklar sacan ayricalikli bir ressam olarak eserler vermistir.



(Farklı bir kaynaktan)

1882 yılında o zamanlar İzmir'e bağlı bulunan Çal kasabasında doğdu. (Çal kasabası bugün Denizli iline bağlıdır.) 1906'da Şeker Ahmet Paşa'nın desteğiyle Sanayi-i Nefise'ye giren İbrahim Çallı, 1910 yılında buradan mezun olduktan sonra Hikmet Onat ve Ruhi Arel'in de aralarında olduğu bir grupla Paris'e resim öğrenimine gönderildi. Ünlü ressam Paris'te L'Ecole des Beaux Arts'da Fernard Cormon atölyesinde eğitim gördü.

I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla yurda dönen ressam, sanatın köklü gelişmelerden yana olduğunu her fırsatta belli etmiştir. Çallı, Sanayi-i Nefise'ye hoca olarak girdikten sonra Hikmet Onat, Nazmi Ziya, Feyhaman Duran, Avni Lifij, Namık İsmail de okulda hocalık yapmaya başladılar. Çallı, iyi bir ressam olmanın yanı sıra iyi bir öğretmen olduğunu da kanıtlamıştır.

Yetiştirdiği öğrenciler arasında Şeref Akdik, Refik Ekipman, Saim Özeren, Elif Naci, Mahmut Cuda, Muhittin Sebati, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi ve Bedri Rahmi Eyüpoğlu gösterilebilir. 22 Mayıs 1960 yılında mide kanamasından ölen İbrahim Çallı, Cormon atölyesinde dört yıl klasik eğitim almasına rağmen, serbest bir teknikle resim çalışmalarına devam etmiştir. Sanatçının eserleri arasında portreler, nüler, peyzajlar ve natürmortlar daha ağırlıktadır.
hayalperest.co logo